Makaleleri Arayın

Son yıllarda Batı bilim dünyasında, Türk'lerin kökeni ve tarihi ile ilgili yayınlanan doğru ve objektif bilgilere ulaşın.

TRAKLAR

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Romanya Danube bölgesi ile Trakya arasındaki Balkan coğrafyasında MÖ 6 ve 3 yüzyıllar arasında etkili olan Trakların (Thracians) yarı yerleşik bir halk oldukları, arkalarında yazılı bir kaynak bırakmadıkları belirtilmektedir.

Buna rağmen Trakların Hint-Avrupa dilinin Satem grubuna giren bir dil konuştuklarını iddia edenlere rastlanmakta, hatta bir taraftan mezar kültürü olduğunu belirttikleri Trakların, diğer taraftan ta ölülerini yaktıklarının bile iddia edildiği makaleler yazıldığı görülmektedir. Bilindiği gibi, ölülerini yakma kültürü Hint Kültürü olup, Hint-Avrupa dili Satem grubuna da Fars, Ermeni ve Hintliler gibi halkların konuştuğu Hint-İrani diller girmekte, yakılan ölüler için mezar da yapılmamaktadır.

Yine, tüm Altay-Sibirya kavimleri gibi Mezar Kültürüne sahip oldukları görülen Trakların mezar kapılarının güneş ve yıldız hareketleri ile ilişkisi olduğu belirtilerek Trakların Güneş tanrısına inandıkları iddiasının ileri sürüldüğü de görülmektedir.

Hatta bir yandan Trakların bu bölgedeki tarihlerinin MÖ 1.000-2.000 yıllarına kadar gittiği belirtilirken, diğer yandan da, ilk Pers (Achaemenian) İmparatorluğunun MÖ 539 yılında kurulmasına rağmen, Trakların bu bölgeye Pers istilası zamanında yerleştiklerine dair anlatımlara bile rastlanmaktadır. Ancak Pers İmparatorluğunun sınırlarının o dönemde Herdot’un belirttiği gibi Trakların yaşadığı (Danube nehrinin Karadeniz kıyılarını) kapsamadığı da bilinmektedir.

Buna benzer sürekli değişen kurgulara dayanan Hint-İrani dayatmalarla tarihin anlaşılamayacağı da görülmektedir. Traklarla ilgili tarihi verileri antik kaynaklara dayanarak açıklamak gerekmektedir:

  • Herodot, Trakların Danube nehrinin Karadeniz kıyıları bölümünde, Taurların da Danube dağlık bölgesinde yaşadıklarını yazmıştır. [Herodotus, 4, 93]
  • Balkan Coğrafyasında yaşayan İskandinav-Avrupa ve Kuzey Afrika kökenli halklarda rastlanmayan ancak tüm Altay-Sibirya kavimleri gibi Traklar’da da, At kültürünün çok önemli olduğu görülmektedir.
  • Yine, Trakların en önemli mitolojileri, Hint-İrani halkların hiç hazzetmediği Kurt Mitolojisidir. MS 4 yy. da Dacia Piskoposu Nicetas da Trak kabilelerinden Bessi’leri “Dağ Kurtları” olarak adlandırmıştır.
  • Kurt Mitolojisini Avrupa’da uzun yüzyıllar yaşatan halklardan olan Trak kabileleri Get (Getea) ve Daklar (Dacian) Herodot tarafından da Trakların en savaşçı kolu olarak tanımlanmıştır.
  • Ortodoks kiliselerinde Kurt başlı insanların haç taşıdığı gravürlerle Dakların (Dacian) Hristiyanlaştırılmaları sağlanabilmiştir. (Bakınız: ”Göktürkler” bölümü)
  • Yine Trakların en önemli özelliklerinden biri olarak belirtilen Megaliths ve Dolmen kültürü de, Sibirya’dan Amerika Kıt’ası Yerlilerine, Ortadoğu’dan İngiliz adalarına kadar Altay-Sibirya halklarının göç ettikleri tüm coğrafyalarda yaygın bir şekilde rastlanan karakteristik bir özelliktir. (Bakınız: Google Görseller; Gornaya Shoria; Dolmen)
  • Trakların nesillerinin günümüzde de yaşadığı Balkan Coğrafyasında yapılan gen araştırmaları da; Balkan halklarının Altay-Sibirya (R1), Kuzey Afrika (E1b1) ve İskandinav-Orta Avrupa (I2) Y-Haplogrupları taşıyan halkların çeşitli oranlarda karışmasından oluşan halklar olduklarını göstermiştir.
  • Balkan halklarının ve Pro Hint-Avrupa dilinin ortaya çıkış süreci de, Prof. Anatole A. Klyosov tarafından ayrıntılı olarak açıklanmıştır. (Bakınız: “Gen Bilimine göre Türkler” bölümü)

Trak isminin kökeni konusunda da;

  • Pomponius Mela’nın 1.yy başlarında Azak Denizinin kuzeyini ‘Turkae’ olarak adlandırdığı,

[C.Beckwith-2009 “Empires of the silk Road“] [K.Czegledy-1983 “From east to West“] [P.Golden-1992 “Introduction to the history of the Turkic people“]

  • Bu bölgedeki kabilelerin “Tyrkae” olarak telaffuz edilen “Türk” olduğunun MS 77 yılında yazılan “History of Pliny the Elder” de de yer aldığı belirtilmektedir.

[C.Beckwith-2009 s.115]  [D.Sinor-1990 “Cambridge History of Early Inner Asia“ s.285]

Söz konusu Antik çağ kaynakları ve tarihçilerinin anlattıklarından, Trak kabilelerinin de, çağdaşları ve komşuları olan Taurlar gibi Kafkas-Karadeniz stepleri üzerinden Balkanlara gelen Hunlar, Avarlar, Bulgar Türkleri, Oğuzlar, Peçenekler-Boşnaklar, Kıpçak-Kumanlar gibi klasik Devlet örgütlenmesi yerine gerektiğinde birlikler kuran bir toplumsal ve siyasal örgütlenme anlayışına sahip olduklarını da göstermektedir.

Türkolog Prof. M. Zakiev, Thrac/Trak isminin de Türk ismi gibi “Dağ Halkı” anlamına gelen “Tau-er”-“Tu-erk” köküyle ilişkili olarak ortaya çıktığı görüşündedir.