Makaleleri Arayın

Son yıllarda Batı bilim dünyasında, Türk'lerin kökeni ve tarihi ile ilgili yayınlanan doğru ve objektif bilgilere ulaşın.

KANGARLAR / PEÇENEKLER / BOŞNAKLAR

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kangarlar, Göktürk Orhun yazıtlarında adı geçen, Latinlerin Besenyo, Yunanlıların Patzinak, Arapların Badjanak olarak adlandırdıkları bir Türk boyudur. Yazılı Avrasya tarihinde Kangar/Peçenek adı, MÖ 2.yy ile MS 1200 yılları arasında çeşitli vesilelerle yer almaktadır.

Latinlerin Peçeneklere Besenyo demelerinin sebebi, Macaristan’daki Peçeneklerin, Macar dilinde Peçenek anlamına gelen Besenyo adını kullanmalarıdır.

Kangarlar Ar/er boylarından olup, Oğuz Han Destanında bu boya “Kang” isminin, Kağnı adı verilen ilk arabayı icat etmelerinden dolayı, Oğuz Han tarafından verildiği belirtilmektedir. Çok eski zamanlarda Mezopotamya bölgesinde Kengerler, Anadolu’da Angareyon ismiyle tanınmaktadırlar.

Kül Tigin kitabesinde, Kangarlar, Göktürklerin merkez boyu Türkut’ların dost/müttefik olduğu boylar arasında sayılmaktadır.

Başkentleri (Kangu Tarban) Altaylar-Ulutau (Uludağ) bölgesinde olan Kangarlar,  MS 603 yılında I. Göktürk Kağanlığının ve MS 658 yılında da Batı Göktürk Birliğinin dağılması ve Çin ordularının İpek yolunun İran dâhil tek hâkimi olmak iddiasıyla Batı Göktürk topraklarına yürümesi üzerine, MS 659 yılında, Kırgız stepleri ve Aral gölü-Kuzey Türkistan bölgelerinde yaşayan Oğuz, Kimek, Kıpçak ve Kumanları kapsayan bir Konfederasyon/birlik oluşturmuş ve bu Konfederasyon güçleriyle, Göktürk topraklarında ilerleyen Çinlileri mağlup etmişler ve Çinlilerin bu bölgeden geri çekilmesini sağlamışlardır.

Göktürk boylarının Doğu Göktürk topraklarının Çin istilasına karşı mücadeleleri de sürdürülmüş ve MS 681 yılında da İlteriş Kağan II. Göktürk Kağanlığını kurmuştur. Göktürkler bölümünde anlatıldığı üzere, güneyde Çin Seddine dayanan II. Göktürk Kağanlığı batıda MS 705 yılında Emevî Hilafet Devletinin kontrolündeki Transoxiana sınırlarına dayanmış, MS 712 ve 713 yıllarında Emevî Hilafet Devleti orduları ile arasında çok sert geçen savaşı Emeviler kazanmış, ardından Bilge Kağan’ın MS 734 yılında ölümü ile II. Göktürk Kağanlığı dağılma sürecine girmiştir. MS 750 yılında askeri güçle yayılma yöntemleri kullanan Emeviler yerine, Memluk askeri sınıfı içinde yer alan Türk askerlerinin desteğiyle, diplomasi yöntemleri kullanan Abbasiler Hilafet Devletinin yönetimini ele geçirmiş ve bu Türklerle Hilafet Devleti arasında yeni ilişkiler kurulmasına yol açmıştır. Bu ortamda, Kimek Federasyonu ve Oğuzların ittifakı ile Kangar Konfederasyonu da sonlandırılmıştır.

Kangar Konfederasyonunun dağılması üzerine batıya ilerleyen Kangarların Çor-bat, Ertim ve Yula isimli üç boyu, Dinyeper ve Dinyester nehirleri arasındaki bölgeye yerleşmiş, daha sonra günümüzdeki ismiyle Hırvatistan sahillerine ilerlemişlerdir.

Kangar Konfederasyonunun batı kolunu oluşturan, 11.yy’da yazılmış Divânu Lügati’t-Türk’te de “Rum yakınında oturan Türklerden bir bölük” şeklinde tasvir edilen Peçenek boyları da, Romanya Danube bölgesine yerleşmişlerdir.

Kangarların bir kolu ile Kıpçakların bir kolunun evlilikler suretiyle oluşturdukları bir boy olan Peçenekler, Oğuz Kağan Destanı’na göre, Oğuz Türklerinin 24 boyundan biridir.

Peçenekler, Romanya Danube bölgesinde Ak Bulgar (eski isimleriyle Onogur ve Utigur) ve Kara Bulgar (en eski isimleri Kuzey Karadeniz İskit boyu Ağaçeri olan ve Attila Hunlarının da sağ kanadını oluşturmuş olan Kotrigur/Koturgur) boylarını da bünyelerine katmışlar ve 200 yıllık (MS 750-990) süreçte, Danube nehri ve Azak Denizine dökülen Don nehirleri arasında kalan Kırım Yarımadası dâhil Doğu Avrupa’nın en etkili askeri gücü olmuşlardır.

MS 990 yılında Kafkas-Karadeniz steplerine Kıpçak-Kumanların gelmesi üzerine, Peçenekler/Boşnakların Balkanlara ilerledikleri, süreç içinde tekrar Kangarlarla birleştikleri ve birlikte günümüzdeki isimleriyle Hırvatistan ve Bosna-Hersek bölgelerini kapsayan Besenyo-Boşnak Devletini kurdukları belirtilmektedir.

15.yy’da Osmanlılara katıldıkları döneme kadar yaklaşık 150 yıl ayakta kalan Besenyo-Boşnak Devleti topraklarının, dönemlerinde Avrupa’nın üç süper devletinden biri olan Avarlar’ın, Avarlar’dan önce de Attila Hun İmparatorluğunun hüküm sürdüğü toprakların bir bölümünü kapsadığı görülmektedir.

Türkler (Avarlar ve Kangarlar/Boşnaklar) ve Hırvatların ilişkisinin tarihi, Doç. Osman Karatay’ın [“Convergence – Türkic folks in European Milieu”, “In Search of the Lost Tribe: The Origins and Making of the Croation Nation”, 2003] isimli makalesinde ayrıntılı olarak incelenmiştir.

MS 913-959 yılları arasında Bizans imparatoru olan Constantine Porphyrogenitus “De Administrando Imperio” adlı imparatorluğun nasıl yönetileceği ve dış düşmanlarla nasıl mücadele edileceği konusunda yazdığı kitabında [http://www.turkicworld.org/] Peçeneklerin üç grubunun Kangarlar olduğunu belirtmektedir. Bu kitapta yer alan Kangar ve Peçenek boyları şunlardır;

  • Kangarlar; Chor (Çor-bat > Harvat/Croat), Ertim (Erdem), Yula
  • Peçenek/Badjinak/Boşnaklar; Çoban, Kapan, Karabay, Kulbey, Tolmak,
  • 13. yy’a kadar olan dönemde Kangar-Peçenek-Boşnaklara yeni boylar katılmıştır, Bunlar; Aba, Balkar, Batur, Bıçaklı, Eke, İlbey, Küre, Karaca, Temir, Teber, Sol boylarıdır.

Macarlar ve Peçeneklerin aynı dönemlerde Doğu Avrupa steplerine gelmesi, Hazar Kağanlığı topraklarında ticaret yolları ile siyasi istikrarın bozulmasına ve askeri çatışmalara yol açmıştır. Bu çalkantılı ortamı siyasi etkisini ve ticari ilişkilerini artırmak için bir avantaj olarak gören Bizans İmparatorluğu MS 894 yılında Macarları Bulgarlara Kuzeyden saldırması için ikna etmiştir. Bulgarlar ise Peçeneklerden yardım istemiş, Peçeneklerin Macarlara karşı harekete geçmesi sonucunda Macarlar (Hungarians) bugünkü Macaristan (Hungaria) topraklarına göç etmiş ve süreç içinde bu topraklarda bugünkü Macaristan (Hungaria) Devletini kurmuşlardır.

Macarların bölgeden ayrılması sonrasında Peçenek Birliği 200 yıl boyunca Kievan Ruslar üzerine de akınlar yapmış, hatta Kievan Ruslarla ilgili tarihi olayların anlatıldığı “Primary Chronicle” de belirtildiği üzere, MS 920 yılında, Kievan Rusların ağır bir mağlubiyete uğradığı büyük bir muharebe olmuş, bunun sonucunda, MS 894 yılında Macarlardan boşalan Karadeniz kıyısındaki topraklara yerleşmiş olan Kievan Ruslar, Dinyester nehrinin kuzeyine çekilmek zorunda kalmışlardır.

Peçenekler, MS 920 yılında ağır bir mağlubiyete uğrattıkları Kievan Ruslarla MS 943 yılında da Bizans’a karşı ittifak yapmıştır. Bu sürekli değişen ittifaklar ortamında MS 965 ve 969 yıllarında Rusların Hazar topraklarına saldırıları ve Hazar başkenti Atil’i tahrip etmeleriyle Hazar Kağanlığı sona ermiştir. Bu dönemde de Peçeneklerin MS 968 yılında Kiev’i işgal ettiği, MS 970-971 yıllarında ise tekrar Kievan Rusların Bizans’a saldırılarına yardımcı oldukları, ancak MS 972 yılında da Kievan Rus prensini öldürdükleri, Kievan Rusların bu dönemde geniş surları olan bir şehir olan “Pereiaslav” şehrini kurarak Peçeneklerden korunabildikleri tarihi kayıtlarda yer almaktadır.

Peçenekler bu yüzyılda Kırım Yarımadası ve güneybatı Avrasya steplerinin çoğunu kontrol eder hale gelmişlerdir. Bizans imparatoru Constantine Porphyrogenitus, MS 950 yılında, Patzinakia (Peçenek) ülkesinin “Tourkias” (Macaristan) ülkesine 4 günlük yol uzaklığına, doğu Karpat dağlarına kadar ulaştığını yazmıştır.

Hazar Kağanlığının dağılması üzerine MS 990 yılında Kafkas-Karadeniz steplerine Kıpçak-Kumanların gelmesi üzerine de, Peçenekler Danube bölgesinden Balkanlara geçmiş ve Peçeneklerin de bu bölgede kurduğu birlik (MS 750-990) sona ermiştir.

Balkanlara, Peçeneklerin ardından Oğuzlar, daha sonra da Kıpçak-Kumanlar gelmiştir. Süreç içinde bu boyların bir kısmı Hristiyan olmuş, bir kısmı bölgede Bizans’ın esiri olarak bulunan/kimi kaynaklara göre de Misyoner Müslümanlar vasıtasıyla İslamiyet’i seçmiş, birbirine karışmış, birbirleriyle Bizans ve Hristiyanlık adına veya birlikte Bizans’a karşı savaşmışlar, Macaristan, Moldova, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Bosna Hersek bölgelerine yerleşmişlerdir. Bizans İmparatoru, İskit-Türk ilişkisinin bir başka biçimde ifade edilmesi anlamını da taşıyan bir biçimde, bir dönem (MS 1045 yılında), Türk boylarına mensup askerlere  “Skythicon” (İskit Savaşçısı) ismini vermiştir.

Peçeneklerin bu dönemiyle ilgili Ermeni kaynaklarında iki kayıt bulunduğu belirtilmektedir, birinci kayıt MS 1050 yılında Peçeneklerin Bizans topraklarında büyük tahribat yaptıkları, ikinci kayıt ise 1071 yılı Malazgirt Savaşının en önemli safhasında Peçenekler ve bazı Oğuz boylarının Bizans saflarından Selçuklu saflarına geçtikleriyle ilgilidir.

Malazgirt Savaşından sonra 1091 yılında Bizans, Peçenekleri “Levounion” savaşında ve 1122 yılında Bulgaristan topraklarında mağlup etmiştir. 1100’lü yıllardan itibaren de Peçenekler süreç içinde kendilerine katılan Aba, Balkar, Batur, Bıçaklı, Eke, İlbey, Küre, Karaca, Temir, Teber, Sol isimlerini taşıyan bazı Hun, Avar, Oğuz, Kıpçak ve Bulgar Türkleri boylarıyla birlikte Bosna-Hersek ve Hırvatistan bölgesindeki Kangarların yanına yerleşmeye başlamışlar ve nihayetinde, Kangar boyu liderliğinde, günümüz Bosna-Hersek ve Hırvatistan topraklarında Besenyo-Boşnak adı altında devletlerini kurmuşlar, bu devlet 15.yy’da Osmanlı İmparatorluğu tarafından sonlandırılana kadar 150 yıl ayakta kalmıştır. Tarihçiler bu dönemlerde konuşulan dilin Ogur-Kıpçak olduğu, Osmanlı sonrası Oğuz dilinin bunun yerini aldığını belirtmektedir.

Prof. Anatole A. Klyosov, özet olarak anlatılırsa, gen araştırmalarının; Altay-Sibirya’dan yola çıkan Kangarların 5.275±930 yıl önce Sümerler dönemine denk gelen bir zamanda Mezopotamya bölgesinde ortaya çıktıklarını gösterdiğini, Türklerle ilgili dil, onomastik (adların kökeni bilimi) ve biyolojik bağı olduğuna dair kanıtlar bulunan Sümerlerin devamı halklardan biri olarak kabul edilen günümüz Asurilerinin de %40’a kadar ulaşan oranda Sümerlerin kurucu kabilelerinden Kangarlar/Kengerlerle aynı Altay (R1b) ata-geni taşıdığını, Kangarların asıl hareketlerinin batıya olmasına rağmen bir bölümünün de MÖ 2.yy’da yeniden Kırgız steplerinde ortaya çıktıklarını, MS 750-900 yılları arasında Kangar-Besenyo-Boşnak adı altında Kafkas-Karadeniz stepleri ve Balkanlarda, daha sonra Bosna-Hersek ve Hırvatistan’a yerleştiklerini gösterdiğini belirtmektedir.

Prof. Anatole A. Klyosov, günümüzde dünyanın çok faklı bölgelerinde hatta modern Avustralya kıtasında bile Peçenek/Boşnak DNA’sına rastlandığını eklemektedir.

Kangar/Peçenek/Boşnak – Sümerler

Prof. Anatole A. Klyosov’a göre, Kangar/Peçenek/Boşnakların Sümerlerle doğrudan ilişkisi bulunmaktadır. Sümerler hakkında, Prof. Anatole A. Klyosov’un sözünü ettiği gen bilimi dışındaki kanıtlar Atatürk döneminden bu yana ileri sürülmektedir. Bunların bazıları;

Kovalev, Roman K. “Hunlar” isimli eserinde, “Yazılı tarihin çok sınırlı olduğu dönemlerde Ortadoğu bölgesi insanların yerleşik hayat yaşadığı bölgeydi. İnsanlık tarihinin şafak vakti diyebileceğimiz bu dönemde, Kang adında bir Türk boyunun Orta Asya’dan başlayan ve Ortadoğu bölgesine varan ayak izlerini görürüz” anlatımında, Orta Asya’dan gelen Kang isimli Türk boyunun Sümerlerle ilişkisini ifade etmektedir.

Ortaasya, Kuzey Karadeniz ve Avrupa tarihinde de birçok defa ismi geçecek olan Kang/Kanglı/Kangar boyu Oğuz boylarındandır. Oğuz Han Destanında, Kağnı tekerleğini ilk yapan boy olmaları nedeniyle bu boya bu ismin Oğuz Han tarafından verildiği anlatılmaktadır. Araba tekerleği ile ilgili en eski kayıt da, tekerlekli bir kızağı resmeden Sümer çizimleridir. Döner masa ile çömlek üretimine de aynı tarihlerde yine Mezopotamya’da rastlanmaktadır. Bu nedenle Tekerleği ilk icat edenlerin Sümerler olduğu kabul edilmektedir.

Türklerin hayvancılığa dayalı göçebe ekonomileri yanında atın ehlileştirilmesi ve tekerleğin icadının Dünyada ilk küreselleşme dalgasını da başlattığı kabul edilmektedir.

Alman Dil bilimci F. Hommel ve Sümer uzmanı Lenghin’e göre, Sümercede 350 kelimenin anlamı Türkçe ile aynı veya yakın anlamlıdır.

Benno Landsberger DTCF Dergisinde yayınlanan “Sümerler” isimli makalesinde Sümercenin cümle yapısının çok karmaşık olduğunu fakat cümle yapısı ve mantıki düzeni açısından Türkçe’ye benzediğini yazmaktadır.

Dilbilimci Prof. Dr. Osman Nedim Tuna, 1947 yılından bu yana Uluslararası Kongrelerde Sümerce ile Türkçenin paralel diller olduğunu savunmuş, Türk dilinin genç bir dil olduğunu iddia edenlere karşı Türk dilinin eski bir dil olduğunu anlatan 1990 yılında yazdığı özel kitapta da [Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi, Türk Dil Kurumu Yayınları, Ankara, 1990] bunun kanıtlarından biri olarak Sümerce 165 kelimenin Türk dili sözcükleri olduğunu, hatta iki kelimeden yapılmış, yeni bir kelimenin (kap kacak) Türkçe ve Sümerce de aynı sıra ve aynı manada kullanıldığını göstermiştir.

Osman Nedim Tuna tarafından Sümerce metinlerde geçen Türk dilinin sözcüklerinin bazıları şunlardır; (Az=Az, Baba=Baba, Uş=Üç, Er=Er, Kuş=Kuş, Kız=Kız, Kal=Kal, Çolpan=Çoban, Kur=Kur, Küre=Küre, Koru=Koru, Kan=Kan, Jaz=Yaz, Tuş=Tüş=Düş, Jün=Cün=Yün, Ul=Oğul, Işık=Işık, Jol=Col=Yol, Jır=Yır=Şarkı).

Babil’liler dönemine atfedilen ve Londra British Museum’da olan bir tablette Zodyak çizimi bulunmaktadır. Zodyak, ekliptiğin iki yanında, aşağı yukarı 10 derece genişliğinde, içinde Güneş’in ve gezegenlerin döndüğü bir gök kubbe kuşağıdır. Yapılan incelemede bu çizimde yer verilen yıldız takımının ancak 40 ve 46 enlem dereceleri arasından görülebileceği, bu enlem derecelerinin de Hazar Denizinin doğusundan başladığı ve bu çizimi yapanların oradan geldiğinin kanıtı olduğu belirtilmektedir.

Halikarnas Balıkçısı olarak bilinen yazar Cevat Şakir Kabaağaçlı, eserlerinde Sümerlerin Mezopotamya bölgesine Orta Asya’dan göç ettiklerini, Sümer medeniyeti ile Orta Asya kültürü arasındaki benzerlikleri belirterek bu tezi ispatlamaya çalışmıştır. Orta Asya ve Sümer kültüründe dağların doruklarının kutsal sayılması ve dağların doruklarında yaşayan çeşitli tanrılara inanılması gibi benzerliklerin iki bölge arasında köken birliğinin ya da kültür etkileşiminin kanıtı olduğu görüşünü savunmuştur.

Prof. M. Zakiev, ‘Akatlar’ın kaynaklarında, Sümerlerin yaşadığı Bağdat’ın güney bölgesini Kienkir (Kangar) bölgesi ve Subar’ların yaşadığı Bağdat’ın kuzey bölgesini Subartu bölgesi olarak belirttiklerini, Akatların, Kienkir (Kangar) bölgesinde yaşayanları Sümer, Subartu bölgesinde yaşayanları Subar olarak adlandırdıklarını açıklamakta ve Feridun Ağasıoğlu’na atıfta bulunarak, Sümer ve Subar’ında Sibir/Sabir/Suar/Samar ile Özbekistan Samar-kend ve İdil Bulgar Türklerinin kentlerinden Samara gibi Türk dili isimlendirmeleri ve Türk dili konuşan boyların isimleriyle alakalı olduğunu belirtmektedir.

MÖ 2300-2200 yıllarına ait Babil tabletlerinde de, Mezopotamya’nın atlı göçebe kabileleri Sabir, Kuman, Quti, Lulu ve Turuk ile ilgili kayıtlar bulunmaktadır. [Klyosov A. “Overview Of Turkish Genetics” 2010-2012]

Prof. M. Zakiev, bölgede Akatlar döneminin başlamasıyla da, Kangarların bir kısmının asimile olduğu, bir kısmının da bölgeden ayrılarak Harzem bölgesinde ortaya çıkarak “As” kabileleriyle birlikte Harzemlerin oluşmasını sağladıklarını belirtmekte, Sümerlerin de kendilerini Kienkir (Kangar) olarak adlandırdığını, Kangar isminin Boşnakların en eski ismi olduğunu eklemektedir.

Not: Üzerinden 5.000 yıl geçmiş Sümerler döneminin çok eskilerde kalmış bir dönemi ifade ettiği düşünülse de, ölçü birimi yıl yerine-nesil olduğunda, her 20-25 yılda yeni bir nesil hesabıyla, 200-250 nesil’i kapsayan bir dönemi ifade ettiği görülmektedir.