Makaleleri Arayın

Son yıllarda Batı bilim dünyasında, Türk'lerin kökeni ve tarihi ile ilgili yayınlanan doğru ve objektif bilgilere ulaşın.

İSKİTLER / SAKALAR

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Kimmerler’den sonraki dönemde Kafkas-Karadeniz steplerinde İskitler dönemi başlamıştır. İskitler (Skythler/Scythians/Sakalar), MÖ 8. yüzyıl  ile MÖ 3. yüzyıl arasında Güney Sibirya’dan Romanya Danube bölgesine kadar olan Kafkas-Karadeniz ve Kırgız stepleri ile Türkistan topraklarının bir bölümünü içeren bölgede hâkimiyet sağlamış yarı göçebe, yarı yerleşik halklardan oluşmuş bir konfederasyon tarzında bir birliktir.

Hadrian (MS 76–138) döneminde yaşamış, antik Yunanlı bir yazar olan Dionysius Periegetes tarafından çizilmiş haritada da; Hazar Denizinden başlayıp Doğu Avrupa’yı kapsayan alanın İskit ülkesi, Romanya ve Balkanların Dacian, Azak Denizi civarının Sarmat, Hazar Denizinden itibaren Kırgız steplerinin Massaget (Masgut), Hazar Denizinin güneyinin ise Saka ve Soğdak bölgeleri olarak gösterildiği görülmektedir.

İskitler için, Grek kaynaklarında “Skythai”, Asur kaynaklarında “Ashguzai”, Pers kaynaklarında “Saka” ve Çin kaynaklarında “Sai” tabirleri kullanılmaktadır.

Prof. M. Zakiev; İskitler ve Sarmatlar hakkındaki en iyi bilginin ‘Herodot Tarihi’nde yer aldığını, ‘Herodot Tarihi’nin dokuz bölümden oluştuğunu, kitabın 4.bölümünün İskitlerin Perslere karşı olan mücadelelerini anlattığını, bu bölüme Yunan mitolojisinde trajedileri anlatmak için kullanılan “Melpomene” adını verdiğini belirterek, Pers ve Antik Yunan kolonicilerine karşı verilen mücadelelerin İskit ülkesinde gerçekten trajediler yarattığını belirtmektedir.

Herodot, İskitlerin Asya’da yaşadığını, Massagetlerin (Masgutlar) baskısı nedeniyle Kimmerlerin topraklarına doğru yöneldiklerini, Kimmerlerin daha önceden tanıdıkları İskitlerle savaşmak istemediğini ve bölgeden ayrıldıklarını, Kimmerler’den sonra Anadolu topraklarına geçen İskitlerin Medes topraklarına girmesi üzerine Pers Kralı Darius’un İskitlere savaş açtığını, başka bölgelerde birçok savaş kazanan Darius’un İskitler karşısında ağır bir yenilgiye uğradığını belirtmektedir.

Herodot’un “Perslerin İskitleri Sak veya Saka olarak adlandırdıklarını” belirtmesi konusunda da, Prof. M. Zakiev, Perslerin bu ismi icat etmediklerini, kendine “Saka” diyen İskitlerden böyle duydukları için Perslerin İskitlere Saka dediğini yazmaktadır. İskitlere “Saka-Sakaty-İskit-Skolot” gibi verilen isimlerin etnonim bilimi açısından tutarlı olup, tümünün ‘Saka’dan türetildiğini belirtmektedir. Persleri çok iyi tanıyan Antik Yunanlıların hiçbir zaman İskitlere, Pers demediğinin altını çizen M. Zakiev, bazı tarihçilerin şimdi kalkıp İskitlerin “İrani dil” konuştuğunu söylemelerinin anlamsız olduğunu eklemektedir.

Perslerin, İskitlere gerçekten “Saka” dediği hususunun, 1934 yılında İran’da yayınlanan Pers Kralı Darius’un kitabelerinde de görüldüğünü, MÖ 7.yy Asuri ve Yunan kaynaklarında Kimmer ve İskitlerin “Ashguzes/Ishguzes” olarak yer aldığını, Çin kaynaklarında “Sai”, Doğu Türkistan kaynaklarında “Sintszyan“ denildiğini, Batı Çin sınırlarından Romanya Danube bölgesine uzanan bu geniş Avrasya coğrafyasında Herodot’un dediği gibi çeşitli kabilelerin yaşadığını ve bu alanda tek bir dilin konuşulmasının ifade edilemeyeceğini belirten M.Zakiev, bilim insanlarının İskit isminin bir halk olmadığını – bir coğrafyayı ifade ettiğinde hem fikir olduklarını, fakat bazılarının bu bölgede Osetik görünümlü tek bir dil konuşulduğunu iddia etmelerinin boş bir iddia olduğunu belirtmektedir.

M.Zakiev, “Origins of Turks and Tatar, 2002” kitabının 44-48 alt-bölümlerinde ayrıntılı dil incelemeleri sonucunda İskit coğrafyasında yaşayan halkların çoğunluğunun Türk dili konuştuklarını göstermekte, antik çağ kaynaklarının da bu bölgede yaşayan halkların birbiriyle alakalı halklar olduğunu işaret ettiğine dair onlarca kaynağı referans olarak vermektedir. Şimdiye kadar İskit materyallerini inceleyen Türkologların da, kaçınılmaz olarak İskit ve Sarmatlar’ın ana gövdelerinin Türk dili konuşan halklar olduklarını dil, etnoloji, mitoloji ve arkeoloji bilimlerinin verileriyle ispatladıklarını belirterek, bu bilim insanlarının bulgularını da özetlemektedir.

Prof. Anatole A. KLYOSOV’ da “Overview Of Turkish Genetics, 2010-2012” isimli makaleler serisinde, günümüze kadar İskitler konusunda tarihçiler arasında yaşanan görüş farklılıklarını özetleyerek, gen bilimi incelemeleri sonucunda; İskitlerin hem göçebe hem de yerleşik olduklarını, hem Türk dili hem de Aryan dili konuştuklarını, Türk dili konuşanların (R1b) ata-geni taşıdıkları, Aryan’ların (R1a) ata-geni taşıyan Altay-Sibirya orijinli çok önceleri Türkçe konuşan halklar olduğunu, bunların yanında G, Q, N ata-genleri taşıyan halkların da bulunduğunu, bunların Q ve N ata-genlerini taşıyanlarının da (R1b) ata-geni taşıyanlarla birlikte Türk dili konuştuklarını, G ata-geni taşıyanların sadece İran Platolarında olup, o tarihlerde henüz Aryan’ların o bölgeye ulaşmamış olmaları nedeniyle dillerinin Hint-Avrupa (Aryan) dili haline henüz gelmediğini belirtmektedir.

Prof. A. Klyosov; şimdiye kadar bazı yazarların, İskitlerin göçebe oldukları ve Altay dağlarına kadar ulaşan bu insanların Kafkas tipine sahip olduklarını ve de Hint-Avrupa (Aryan) dili konuştuklarını yazdıklarını, neden buna ihtiyaç duyduklarını anlamanın çok güç olduğunu, Altay dağlarında buldukları İskitler dönemine ait Kafkas tipine sahip bu insanların İskit olduğuna nasıl karar verdikleri, İskit oldukları varsayılsa bile Hint-Avrupa (Aryan) dili konuştuklarına nasıl hükmettikleri konusunun pop-genetikçilik örneği olduğunu yazmaktadır.

İskitler/Sakalar hakkında arkeolojik, 23etnolojik ve dil verilerini analiz ederek yazdığı   [İskitler (Sakalar) Ankara, 1993] isimli eserinde, Prof. M. Zakiev’in ifadesiyle, “İskitlerin/Sakaların Türk dili konuştuklarını tartışılamaz biçimde kanıtlayan” Prof. Dr. İlhami Durmuş, “İskitlerin Kimliği” makalesinde de; İskitlerin Ural-Altay kavmi olduğu hususunda 20. yüzyılda da çalışmalar yapıldığını, bunların başında E. H. Minns isminin gelmekte olduğunu, bu tanınmış bilim adamının yazılı kaynakları ve çok sayıda arkeolojik malzemeyi değerlendirerek, onların Ural-Altay kavmine mensup olduğunu kabul ettiğini, İskitler’in Türklüğünü kabul eden bilim adamları arasında O. Franke, E. Meyer, G. W. B. Huntingford, W. Ruben, H. H. Von der Osten gibi bilim adamlarının sayılabileceğini, İskitler’in Ural-Altay kavmi olduğunu kabul eden ve bu konuda görüşlerini belirten Türk bilim adamlarının da olduğunu, bunlar arasında S. Maksudi Arsal, Şemsettin Günaltay, Z. Velidi Togan, M. Fahrettin Kırzıoğlu, Mihail Guboğlu, M. Taner Tarhan,  Bahaeddin Ögel, Mirali Seyidof, Yılmaz Öztuna ve Salim Koca’nın bulunduğunu belirtmektedir.

Günümüz batılı tarihçileri de, İskitler’in kökeni ve konuştuğu dil konusuna değinmeden arkeolojik çerçevede konuyu ele almakta ve isimlendirmesiyle bile çok şey ifade edecek biçimde, İskit kültürünü “İskit-Sibirya Kültürü” çerçevesinde incelemektedirler.