Makaleleri Arayın

Son yıllarda Batı bilim dünyasında, Türk'lerin kökeni ve tarihi ile ilgili yayınlanan doğru ve objektif bilgilere ulaşın.

AVARLAR

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedIn

Avrupa Hun Konfederasyonunun Attila’nın ölümünü takiben MS 454 yılında dağılmasından yaklaşık yüzyıl sonra Avrupa’da, Yunan telaffuzu ile ‘Aors’ Türkçesi ‘Avarlar’ olan Türk dili konuşan halkların oluşturduğu yeni bir Kağanlık, Avrupa Hunlarının yerini almıştır.

Türk Devletlerinde, Kağan unvanını kuruldukları andan itibaren, Göktürkler, Avarlar, Bulgarlar ve Hazarların kullandıkları, bir dönem Uygurların, Uygur Kağanlığının dağılmasıyla Yabguluktan Kağanlık haline gelen Karahanlıların ve yine Yabguluktan sonra Şad daha sonra Kağanlık unvanını alan Kimekler’in bu unvanı bir süreç/gelişmeler sonunda kullanabilmeleri nedeniyle Kağan unvanının kullanılabilmesinin Asana/Asena ailesine ait olmakla mümkün olabildiğini ileri süren görüşler bulunmasına rağmen, Prof. Dr. Luo Xin gibi tarihçilerin de, Kağan unvanını ilk defa Hun İmparatorluğunun kurucusu Mete Han’ın babası Tümen’in kullandığını belirtmektedir.

Avrupa’nın ortasında kurulan Avar Kağanlığı, MS 6. ve 9. yüzyıllar arasında 250 yıl varlığını sürdürmüş, dönemin Avrupa’sının iki büyük gücü Bizans ve Frank’ları defalarca mağlup ederek dönemin Avrupa’sının en büyük güçlerinden biri haline gelmiştir. Avarlar bunu sadece kendi güçleri ile değil bölgedeki Kutrigur ve Slavları kendi etrafında toplayarak başarmıştır. [O. Karatay, “Convergence – Türkic folks in European Milieu”, 2003]

Prof. M. Zakiev, Avrupa Avarlarının kim olduğu konusunda, Herodot’un MÖ 5. yy’da İdil (İtil-Volga) nehrinin kaynak nehri olan Aor nehrinden bahsettiğini, bu nehre Aor denilmesinin sebebinin o bölgede Aor’ların yaşaması olduğunu belirterek, MS 1. yy Yunan kaynaklarının da Aor halkından [Latyshev V.V. 1893, 147] bahsettiğini yazmaktadır. Aor, Alan, Ases ve Kuşhanların bu bölgeden Türkistan ve Doğu Avrupa’ya yayıldıklarını, Hazarların kendilerini Togarma’nın yedinci oğlu, Avarları da Togarma’nın 10 oğlundan biri olarak tanımladıklarını, MS 7.yy’da yaşamış “Theophilact Simokatta” nın Ugorların antik liderlerini “Uar” ve “Hunni” olarak adlandırdıklarını [Simokatta Th. 1957, History, 160] antik Harzemlerin sadece Volga-Kama halklarından oluşmadığı, Alan, Ases ve Avarlar gibi Kafkas-Karadeniz steplerindeki halkları da kapsadığı ve birlikte Harzemliler olarak Parthia, Kushan ve Tokar’larla yakın ilişkilerinin olduğunun [Simokatta Th. 1957, History,  342] kaynaklarda yer aldığını açıklamaktadır.

Prof. M. Zakiev özetle; Aor/Avarların da, Kafkas-Karadeniz steplerinde (Pontic-Caspian Steppe) çok eski zamanlardan beri yaşayan Türk dili konuşan halklardan biri olduğunu belirtmekte, çoğunluğu göçebe olan bu boyların hem Kafkas-Karadeniz steplerinde, hem de Türkistan bölgelerinde yaşadıklarını, her iki bölgede bu boyların yerleşik bölümlerinin de olduğunu açıklamaktadır.

Prof. M. Zakiev, bu nedenle Avarların, Göktürklerden kaçan Asya’nın derinliklerinden gelen kabilelerden oluştuğu biçimindeki yaklaşımların, Türk dili konuşan halkların Doğu Avrupa topraklarının en eski halklarından biri olarak kabul edilmek istenmemesinden kaynaklandığını, her yüz yılda bir Türklerin Orta Asya’dan bu bölgeye geldiği ve sonra kaybolup gittikleri, sonra yüzyıl sonra yenisinin geldiği hikâyelerinin yerini gerçeklerin alması gerektiğini ifade etmektedir.

Prof. M. Zakiev’in bu açıklamalarına benzer şekilde, Sovyet tarihçi Gumilev’in iddiası olan, “Avarların Göktürklerden kaçan Jujan’lar ve Moğol oldukları” iddiasının düzmece olduğu ve Avarların gerçekte yine bir Hun boyu olan Susan/Jujan’larla da alakalarının bulunmadığı; Avarların, Barselt, Onogur, Sabir ve diğer Hun boylarının katıldığı Avar (Var/Uar) ve Hun (Chunni/Hunni) boyları oldukları “Michael and Mary Whitby” ikilisi tarafından da açıklanmıştır. [M. & M. Whitby “The History of Theophylact Simocatta, An English Translation with Introduction and Notes – Theophylact Simocatta On The Origin of The Avars” Oxford, 1986]

Türk dili konuşan halkların binlerce yıldır Sibirya’nın doğal uzantısı olan Kırgız ve Kafkas–Karadeniz stepleri ile Türkistan bölgesinde, yerleşik birimlerinin de olmasına rağmen, çoğunluğunun bu coğrafyada konar-göçer tarzında yaşaması yanında, tarihçiler, Attila’nın ölümünden sonra Hunların önemli bir bölümünün de Avrupa’dan geri gelerek Utigur, Kutrigur ve Sabirler adı altında Kafkasya ile Moldova arasındaki bölgelere yerleştiklerini, bir kısmının da gen araştırmalarından da görüldüğü üzere, İsveç’ten Fransa’ya kadar Avrupa’nın her bölgesine yerleşmiş olduklarını belirtmektedir. Sözü edilen Attila Hunlarının bir kısmı, Avrupa Avarlarının bir bileşeni olmuşlardır.

Avrupa Avarlarının oluşum sürecini başlatanlar Göktürkler olmuştur. Göktürklerin, Asya Hunlarının devamı olan Susan/Jujan hanedanının yönetimine son vermesinden sonra Susan/Jujan Hanedanı, yine bir Hun Devleti olan Akhunlara (Eftalit) sığınmış, dönemin güçlü devletlerinden olan Akhunların, kendilerine sığınan bu Hanedanı korumaları üzerine, Göktürkler, Akhun Devletine son vermiş, Susan/Jujan hanedanını da ortadan kaldırmıştır.

Akhunları oluşturan boylar; Avnagur (Onogur), Avgar, Sabir, Burgar, Alan, Kurtargar, Avar, Hasar, Dirmar, Sirurgur, Bagrasir, Kulas, Abdal ve Eftalit isimlerini taşımakta olup, isimlerinden de anlaşılacağı üzere, esas olarak Bulgar ve Hun boylarından oluşmaktadır ve birinin adı da Avar’dır.

Attila Hun Devletinin kurulduğu yıllarda, Hun ve Bulgarların bir kısmı Attila Hunları ile birlikte Avrupa’ya giderken, bir kısmı da Afganistan bölgesine giderek, devletin de isminden belli olduğu üzere yine bir Hun Devleti, Akhun Devletini kurmuştur. Attila Hunları ve Bulgar boylarının yerleşim yerlerinden biri de tarihi kayıtlara göre İskitler döneminden beri, Kafkas-Karadeniz stepleridir. Akhunların, Göktürkler tarafından devletlerine son verilmesi sonrasında, Akhun boylarının bazıları Kafkas-Karadeniz steplerine geri dönmüştür.

Akhun boylarının bir kısmı da Türkistan bölgesinde kalırken, bir kısmı ise Kuzey Çin bölgesine giderek ‘Tabgaç’ ismini almış, hatta Kore’ye gidenleri de olmuş ve ‘Börli’ ismini almıştır. [O. Karatay, 2003]

Göktürkler, Akhun boylarının Kafkas-Karadeniz steplerindeki boylarla, özellikle Attila Hunlarının bölgedeki boylarıyla birleşmeleri durumunda bunların büyük bir güç oluşturacaklarını bildiğinden bu boyların takibini sürdürmüş ve bölgeyi terk etmelerini sağlamıştır. Bunun sonucunda, Akhunlar, kendilerine yol boyunca katılanlarla birlikte Avrupa’nın içlerine yerleşmiş, Kağan olarak Avar boyundan Bayan’ı Kağan seçmeleri neticesinde Avar ismiyle anılmışlar, “bölgedeki Kutrigurlar ile Slavları etraflarında toplayarak, Avrupa’nın Bizans ve Franklarla birlikte dönemin en önemli üç süper devletinden biri olmuşlardır” [O. Karatay, 2003].

28

Göktürkler, Kafkas-Karadeniz steplerinde, Hun ve Bulgarların ana kitleyi oluşturmaları nedeniyle bölgenin önemli boylarından olan Hazarlarla ittifak kurarak, Hazarların güçlenmelerini sağlamış ve bölgenin en muhkem yeri olan Kırım Yarımadasında Bizans limanlarını kuşatmış, Göktürk ordusu MS 576-590 yılları arasında 14 yıl Kırım’da ikamet etmiştir. Böylelikle bölgenin kontrolünü sağlamışlar, ancak Göktürklerin dağılmasını takiben bizzat Göktürkler liderliğinde Hazar Kağanlığını kurmuşlardır.

Kafkas-Karadeniz stepleri ile İdil bölgesindeki Bulgar ve Hun boyları ise Kubrat Kağan liderliğinde Büyük Bulgar Kağanlığı ismiyle bir birlik oluşturmuşlardır.

Günümüzde Kafkaslarda kendilerine Avar adı verilen halka mensup insanlar bu ismin kendilerine Ruslar tarafından verildiğini belirtmektedir. Bu durumun Sovyetlerin sadece Türk boylarına yeni isimler vermediği gibi diğer halklara da, örneğin mezarlarında çıkan iskeletlerde yapılan gen incelemelerinde de Altay-Sibirya/Türk ata-geni taşıdığı ortaya çıkan Avarların Türk olduklarının üstünü örtmek için, Kafkas halklarından birine de Avar ismini verdiğini göstermekte, Sovyetlerin Türklerin Kafkas Karadeniz steplerinde varlığını gizlemek için neler yaptığını gösteren bir veri olarak akılda tutulması gerekmektedir.